I’m a Cyborg, but That’s OK Film Yorumu

Merhaba :) İzlerden içimi ısıtan ve konusu özveri olan bir filmden bahsedeceğim. Yönetmen Park Chan-Wook, (Oldboy’dan hatırlayabilirsiniz.) kızının izleyebileceği bir film yapmak istemiş ve ortaya içinde çokça özveri konusu olan bir film olmuş. Filmin soundtracklerinin de bulunduğu harika bir Spotify listesi ekliyorum.

Filmin mizahi yanı var fakat bu mizah size uymazsa ilerleyen sahnelerde, film çok ilginizi çekmeyecektir. Ben,  Hollywood filmlerinin tersine; Aşkı cinsellik üzerinden değil, özveri üzerinden anlattığı için çok beğendim.

Film akıl hastanesinde geçiyor. Bazı sahnelerde hastaların gözünden görüyoruz ve bu beklenmedik sahneler bayaa eğlenceliydi. Filmde: robot olduğunu düşündüğü için yemek yiyemeyen, yerse bozulacağını sanan bir kadınımız ve insanların eşyaları ve ruhlarını çalıp, onların karakterine büründüğünü sanan, küçülerek dünyadan yok olacağından korkan bir erkeğimiz var. Er kişisi, kadın karakterimizin yemek yemesi için her şeyi deniyor. Bir icadı olduğunu ve bu sayede yemek yediğinde robotumuzun bozulmayacağını söylüyor. İcadını(güya) taktıktan sonra,  yemekhanede herkes kadının önündeki pirinci yemesi için dikkat kesiliyor. Sorunu erkek karakterimiz böylece çok tatlı bir şekilde çözmüş oluyor. Karakterimizin, icadı yerleştirme sahnesi en sevdiğim sahnelerden biriydi. Sahneyi aşağıya ekliyorum.

Filmin konusu ilişkiler olunca, Güzin Abla gibi konuşmak istemesem de film çok güzel olduğu için dikkatimi çeken bir kaç şeyden bahsedeceğim. Günümüz ilişkilerindeki hoşuma gitmeyenlerden Broken Flowers film yorumunda bahsetmiştim. Bu yorumum da günümüz ilişkileri üzerinden olacak. Instagram gibi uygulamalarla, yeni birisiyle tanışmak daha ulaşılabilir hale geldi. Artık insanlar birbirlerini kusurlarıyla kabul etmek, bazen anlayışlı davranmak yerine hemen değiştirilebilir buluyorlar.

Bir keresinde görüştüğüm kişinin benimle tartışmaya bile gerek görmediğini, bana her şeyi olumlu yansıtıp, “İşim var.” diyerek geçiştirdiğini farketmiştim. Sadece işine geldiği gibi davranıyordu. Ne kadar politik bir yaklaşımdı… Sonra bu taktiği kişisel ilişkilerimde kullanacak kadar düşmedim ama iş hayatında baya bir faydasını gördüm. Calm down etkisi yapıyor. Örneğin: O an geriliyorum, kendime “Sakin ol, arkasını döndüğünde yine kendi bildiğini yapacaksın…” diyorum. Onun doğrusunu kabullenmek zorunda olmadığımı kendime hatırlatmış oluyorum. Özverili ve sabırlı davranmayacak, sadece kendi istediği zaman görecek insanlara karşı açık fikirli olamıyoruz. Duygularımı önemsemediğini düşündüğüm kişilerle görüşmeyi bıraktım ve hiç pişman olmadım bundan. Şuan mutlu olduğum, beni önemsediğini gerçekten hissettiren bir ilişkim var.

*Bu yazıyı yazarken anlamca manidar, random çalan şarkıyı da ekliyorum. Bizi bu Selfish Love’lar mahvetti diyorum :)

 

Sevgiler,
Güzin Abla

ÜlkeGüney Kore
YönetmenPark Chan-wook
TürKomedi, Dram, Sürreal
Rotten Tomatoes92%
IMDB7,1
Süre107 dakika

Yazıyı görüntüle