Soul Kitchen Film Yorumu

Merhabalar, yine beni olumlu yönde etkilemiş, etkisinden uzun süredir çıkamadığım bir filmden bahsedeceğim. Bazı filmleri izledikten hemen sonra yazmak istemiyorum; bende bıraktığı etkileri gözlemlemek, bunlar üzerinden konuşmak daha çok hoşuma gidiyor. Soul Kitchen’da bu filmlerden biri. Geçenlerde, aşağıya eklediğim soundtrack’i modumu biraz yükseltmek istediğim zamanlarda dinlediğimi fark ettim. Örneğin; sabah koşmak için sahile inmiştim. Koşmaya üşendiğim bir sabahtı. Bir gece öncesinden de tatlı kaçamağı yapmıştım ve koşmazsam vicdan azabı çekecektim. Modumu yükseltmeye çalışırken, hemen aklıma bu şarkının geldiğini fark ettim. Şarkı ile daha tempolu adımlar atmaya başladım. Sonra da koşu listeme geçip günü kurtardım. Ama burada ki mesele şarkı değildi tabii. Filmi izleyip, bana o anki duyguyu anımsattığı için o sabah da dinlemeyi tercih ettim. Diyeceğim o ki filmi izlemeden soundtrack’i dinlemeyin :)
Filmin bende yarattığı etki; yine içimi ısıtan, umut dolduğum bir film oldu. Kendi istediği tarzda restorana sahip olmak isteyen bir kahramanımız var. Sorun şu ki müşterisi az. Hikaye klasik gelebilir fakat; kararında mizahı, özelliklede hikayenin, hayatın içindeki gibi; üst üste yaşadığımız olumsuzluklar, umutlarımızın tükenişi, “Daha kötü ne olabilir?” sorusu ve her felaketin aslında daha güzel başka bir olayla tatlıya bağlanması bana kendi yaşamımı anımsattığı için kendime yakın buldum. Bence; bazen sadece kendimize inanmamız gerekiyor. Çevremizde gelişen kötü olayların çözümünün sadece bizde olduğuna, çıkarmamız gereken dersi ne kadar çabuk çıkarırsak sorunu da o kadar çabuk çözeceğimize ve en önemlisi sorunumuzu (extrem durumlar hariç) yalnızca kendimizin çözeceğimize. Manevi destek alsak bile, işin sonunda yaptığımız diyalogları sentezleyip, özümsemek bizim geçmiş deneyimlerimize ve birikimlerimize dayalı oluyor.
Her zaman iniş ve çıkışlarımız oluyor. Herkes için geçerli mi bilmiyorum ama; çabalamaktan bunaldığımda “Niçin çabalıyorum, neden bu kadar uğraşıyorum?” sorusu bir anlık aklıma geliyor. Bazen o an cevap veremiyorum ya da cevap sadece “Elimden geleni yapmadan bırakmak istemiyorum.” Oluyor. Ne zaman gerçekten keyif aldığım, kendimi bir masaldaymış gibi hissettiğim anlar olsa “Neden bunca çaba?” sorum aklıma gelir ve “İşte bu anlar için çalışıyordum.” demek bende çok büyük bir haz yaratır. Filmin son sahnesi bu küçük monoloğumu anımsattı. “İşte bu an için çalışıyordun.” Dedim.

Karakterle kendimi özdeşleştirebildiğim filmler benim için çok nadir kıymetli. Bu yüzden; sahnelerini düşündüğümde ayrı bir keyif aldığım, ayrı tuttuğum filmlerden biri oldu. Umarım siz de izleyip, beğenirsiniz.

Sevgiler,
Ilım